Türkçe
+38 068 889 89 89
00380689869898 (汉语)
00380930552240 (باللغة العربية)
00380930552240 (باللغة العربية)
+38 093 055 22 40
Bilgi isteyin

Our licences

History of fetal stem cell transplantation

Fetal kök hücre nakli fikri gayet açık ve basit bir fikirdir. Kimileri tarafından yaygın olarak bilindiği, zaten denenmiş olduğu v.s. iddia edilebilir, ancak belirtilen açıklık ve basitlik fikir için geçerlidir. Yöntem ise hiç de basit değildir. Fikir aşamasından başlayarak günümüzün klinik uygulamalarında kullanılabilen, fonksiyonel, umut vaat eden, etkin, emniyetli ve sonuçları tahmin edilebilir bir metot geliştirebilmek için çok çalışılması gerekmiştir. Örnek vermek gerekirse, kan nakli bin yıldır bir fikir olarak mevcuttu; insan hayatını kurtarmakta kullanılması konusunda sayısız deneme yapılmıştı ancak kan naklinin rutin bir metot haline gelmesi ancak geçtiğimiz yüzyılda mümkün olmuştur.

Yetişkin kök hücrelerinin uygulamada kullanılması hep problemli olmuştu zira doku uyumu sorunu hücrelerin hayatta kalıp çoğalmasını neredeyse imkansız kılıyordu. Vücudun hücreleri reddetmesinin önüne geçmek için bağışıklık sisteminin bastırılmasına yönelik ilaçlar kullanılıyordu ki bu da ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor, vücudun enfeksiyonlara olan direncini kırıyor ve tümörlerin tekrarlama riskini arttırıyordu. Kordon kanından elde edilen kök hücreler de yetişkin kök hücreler olarak değerlendirilmelidirler ve bu nedenle sadece ototransplantasyon amaçlı kullanılabilirler.

Hayvanlardan elde edilen kök hücrelerin kullanımında ise çok daha büyük sorunlarla karşılaşılıyordu. Hayvanlardan elde edilen kök hücreler heterolog olduklarından vücudun bağışıklık sistemi tarafından yok edilir ve reddedilir. Hayvani fetal ve embriyo materyallerin uygulanmasını içeren çeşitli yöntemler transplantasyon olarak değerlendirilemezler çünkü bunlar hasarlı hücreleri ikame etme, çoğalma ve alıcının vücudunda gereken fonksiyonları gerçekleştirme kabiliyetine sahip değillerdir. Bu tür bir tedavinin teröpatik etkileri biyolojik olarak aktif maddelerden kaynaklanır. Etkilerin süresi ise bu maddelerin varlıklarını sürdürdükleri süreyle (yani birkaç haftayla) kısıtlıdır. Bu tedavinin sağladığı klinik iyileşmeler ise nispeten daha uzun ömürlüdür ve birkaç ay sürebilir.
Modern fetal kök hücre naklinin tarihçesi 20. yüzyılın 70'li yıllarında, kemoterapi/radyoterapi sonrasında sık görülen hematolojik rahatsızlıklara ve kimi bağışıklık yetersizliklerine çözüm olarak kemik iliği nakli araştırmalarına başlandığı günlere dayanmaktadır.

Bu konuyla ilgili 1980, 1985 ve 1992 yıllarında dizi dizi özel makaleler yayınlanmıştır.

1992 Haziranında Pittsburgh'da Birinci Uluslararası Hücre Nakli Kongresi (First International Congress on Cell Transplantation) gerçekleştirilmiş ve böylece Hücre Nakli Derneği (Cell Transplant Society) kurulmuştur.

1999 Martında ise Dördüncü Uluslararası Hücre Nakli Kongresi İsviçre'nin Montrö şehrinde gerçekleştirilmiştir. Hücre Terapi Kliniğimiz bu kongrede, diyabet, AIDS, kanser ve Crohn hastalığından muzdarip hastalara fetal kök hücre nakli uygulamaları ve fetal kök hücre naklinden sonraki kimi psiko-fizyolojik etkiler konusunda beş ayrı araştırma sunmuştur (ссылка на публикации Yayınlar).

Ayrıca 1992 yılı Hücre Nakli (Cell Transplantation) isimli bilim dergisinin de ilk yayınlandığı yıl olarak tarihe geçmiştir.

1990 yılında NECTAR olarak da tanınan Avrupa CNS Transplantasyon ve Restorasyon Ağı (Network of European CNS Transplantation and Restoration) kurulmuştur. NECTAR sinir sisteminin dejeneratif rahatsızlıkları, Parkinson hastalığı ve özellikle de Chorea Huntington için etkili, güvenilir, güvenli ve etik açıdan kabul edilebilir transplantasyon tedavileri geliştirmek amacıyla Avrupa ülkeleri tarafından kurulmuştur. NECTAR, insandan elde edilen fetal kök hücre uygulamaları ile fetal nörotransplantasyon araştırmalarına destek olmak adına, Avrupa müktesebatında bu konunun ele alınabilmesinin önünü açacak rehber bilgiler yayınlamıştır.

Avrupa'da bu konuyla ilgili yapılan ilk konferans olan Hücre Terapisi Konferansı 2000 yılında Paris'te Pasteur Institute'de gerçekleştirilmiştir.

Son 20 yıl zarfında (Fransa, İtalya, Avusturya, Kanada, ABD, Çin, Rusya, Çek Cumhuriyeti, Ukrayna, Hindistan, Kolombiya, Polonya, Almanya, Birleşik Krallık, Japonya dahil) 20'yi aşkın ülkeden doktor ve araştırmacılar hücre nakliyle ilgili makaleler sunmuş ve yayınlamışlardır.

"İnsan cenini kadavrasından elde edilen dokular tıbbi araştırmalarda, deneysel terapilerde ve çeşitli diğer amaçlar için uzun süredir kullanılmaktadır. Son yirmi yıldır yapılan araştırmalar bu alanlarda, özellikle de insan hastalıklarının tedavisinde fetal doku naklinin kullanımı konusunda kayda değer ilerlemelerin önünü açmıştır. Bunun sonucunda, insan cenininden elde edilen kök hücrelerin Parkinson hastalığı, insüline bağlı diyabet ve bir dizi kan hastalığı, bağışıklık sistemi hastalığı ve metabolik bozuklukların tedavisinde kullanılmasına ilişkin klinik deneyler dünya genelindeki araştırma merkezlerinde yürütülmektedir... ".

"Fetal dokunun sahip olduğu bir dizi karakteristik özellik bir araya gelerek, fetal dokuyu bu tür transplantasyonlar için ideal kılmaktadır... İnsan cenininden elde edilen dokuya alternatif ikame dokular konusundaki araştırmalar devam etmekle birlikte, pek çok uygulamada bunlardan tatmin edici bir sonuç elde edilememiştir."

"İnsan cenininden elde edilen kadavra dokunun elde edilmesi, dağıtımı ve kullanımı ve bu kullanımın kürtaja ve kürtaj insidansına etkileri ile ilgili pek çok sorun henüz çözümlenememiştir. Bu sorunlar uygun yönetmelikler ve mevzuatın hayata geçirilmesi ile aşılmalıdır ve bunlar fetal dokunun terapötik kullanımını ve fetal doku nakline ilişkin araştırmaları engellememelidir".

(Fine, A., Dalhousie University, Tıp Fakültesi Fizyoloji ve Biyofizik Bölümü, Halifax, Nova Scotia, Kanada. "İnsan cenininden elde edilen doku araştırması: uygulama, muhtemel kullanımlar ve politika [İnceleme] (Human fetal tissue research: practice, prospects, and policy. [İnceleme])", Hücre Nakli. 3(2): 113-45, 1994 Mart-Nisan)


Fetal stem cells treatment results depend on: disease's severity, age of the patient, adherence for the medications and regime. Treatment results, presented on this site, are individual for each clinical case.